Dil ve İletişim Becerilerinin Öğretiminde Kullanılan Yaklaşımlar

0
466

cocuklarda konusma problemleri

Dil ve İletişim Becerilerinin Öğretiminde Kullanılan Yaklaşımlar

Dil ve konuşma sorunlarının son derece yaygın olmasından ve erken dönem dil ve iletişim sorunlarının genel gelişimi olumsuz olarak etkileyeceğinden, erken tanılama ve eğitim son derece önemlidir. Ayrıca, erken dönem iletişim sorunlarının giderilmesi, ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek akademik başarısızlık ve duygusal sorunların da önüne geçebilmekte ya da en azından bu sorunları hafifletebilmektedir (Wetherby ve Prizant, 1992)

Dolayısıyla, dil ve konuşma sorunları olan çocukların dil gelişimlerine destek olabilmek için, dil ve iletişim becerilerinin öğretilmesi gerekmektedir (Erbaş, 2003).

Dil ve iletişim becerileri gelişmeyen engelli çocukların, bu becerileri edinmelerinin daha kolay bir şekilde geliştirilmesi için bir çok öğretim programları hazırlanmıştır. İki farklı yaklaşım altında bu programları bütünleyebiliriz. Bunlar programları genel olarak sağaltıcı yaklaşım (Therapeutic Approach) ve doğal yaklaşım (Naturalistic Approach) programlarıdır.

A. SAĞALTICI YAKLAŞIM

Bu tür uygulamadaki amaç, çocuk için iletişime gerekli tüm uygulamaların doğru yapılması, uygun dil biçimlerinin seçilmesi, söz dilimlerinin öğretilmesidir. Sağaltıcı yaklaşımın birkaç farklı özelliği mevcuttur.

Bu özellikler sırası ile

  1. Öğretim alanlarının bir çoğunda terapist ve çocuk olmak üzere iki birey bulunmaktadır.
  2. Çocuğu rahatsız edecek etkenlerden temizlenmiş, çocuk için bir öğretim alanı oluşturmak için öğretim harici tüm gereksiz uyaranlardan arındırılmış olması gerekir.
  3. Çocuğun öğretilmesi hedeflenen beceri ile ilgili olarak seçilmesi gereken malzemelerin özenli ve dikkatli bir şekilde seçilmesi çok önemlidir.

Sağaltıcı yaklaşımı belirleyen ve uygulayan öğretim programlarında, terapist ve çocuğun davranışları dil ve iletişim beceri için hazırlanan öğretim programının hedefleri seviyesinde önceden belirlenmiş olacağından, öğretim zamanı ( mesela çocuğun tepkileri, uygulanacak yaklaşım, yanlış ve doğru tepkiler arasında neler yapılması gerektiği vs.) yapılandırılmış olması gerekir.

Terapist genelde sorduğu soruların yanı sıra, nesne ve resimler kullanarak da iletişim olanakları yaratmaya çalışmaktadır. Öğretim oturumu süresince, terapist sözel ifadeler için en uygun modeli sunmaktadır. Ayrıca, çocuğun uygun dil kullanımı için pekiştireçler anında verilmektedir (Bricker, 1972; Brickler ve Bricker, 1970; Turnure, 1971)

Bu yaklaşımın iki yararı bulunmaktadır:

(a) Yapılacak öğretim sağlıklı ve son derece kontrollü koşullar altında gerçekleşmektedir,

(b) Hazırlanan kontrollü koşul içinde dil kullanımı neredeyse zoraki olacağından, bu sağlamda çocukların hedef becerilerinin uygulanması sınırsız iletişim olanağı sunacaktır.

Belirtilen yararların dışında, uygulanan sağaltıcı yaklaşımının belirli sınırlılıkları bulunmaktadır. Amaçlanan tepkiler doğal ortamlarda kullanılan örnekler gibi olmayacağından, işlevsel de olmamaktadır. Bu yaklaşıma birliktelik eden bir diğer olası sorun ise, uyaran kontrolünün terapi alanlarından doğal ortamlara alınmış olmasındandır. Hazırlanan dil ve iletişim öğretim programlarının hedefi, çocuğun sosyal alanlarda amaçlanan iletişim tepkisini yardımcı olunmadan kullanılabilir olması için, doğal ortamlarda belirlenmiş olarak uyaranlara tepki vermeyi öğretmek olmalıdır. Ancak yine de buna karşı yapılan sağaltıcı yaklaşımlarda kullanılan genellemeler hiç değerlendirilmemiş ve gerçekleştirilmemiştir.

Devam eden bölümde dil ve iletişim becerilerinin öğretim için kullanılan sağlatıcı yaklaşımının sınırlılık durumuna karşı farklı bir şekilde geliştirilen doğal yaklaşımın özellikleri ile bilgiler bulunmaktadır.

dil ve konusma

B. DOĞAL YAKLAŞIM

Fazla sayıda düzenlenen terapilerde ve birebir görüşmeleri içeren, fakat yapılan genelleme ve doğal dil gelişimi açısından başarısızlık ile sonuçlanan sağaltıcı yaklaşıma alternatif olarak, son dönemlerde iletişim becerilerinin doğal ortamlarda öğretilmesi üzerinde çalışmalar yapılmaya başlanılmıştır. Dil ve iletişim becerilerinin uygulanıp öğretilmesi için doğal bağlamların hedef haline getirilmesi, doğal olarak çevre ile olacak olan iletişiminin cesaretlendirilmesi ve çocuk ile birlikte iletişime girecek kişilerin bu iletişimi kolay bir hale getirilmesi gerekmektedir. Bu tür oluşumların hepsine birden doğal yaklaşım ismi verilmektedir.

Bir önceki yaklaşımdan ayrı bir şekilde ele alınan doğal yaklaşım, bir anda tesadüfi tepki isteme modeli ve süreli bekleme öğretim tekniklerinin birleşiminden meydana gelmektedir. Hazırlanan teknikler her ne kadar birbirlerinden ayrı olarak geliştirilse de, çocukların dil ve iletişim becereli için büyük katlılar sağlayacak ortak özellikleri paylaşmaktadırlar.

Bu özellikler;

(a) Dil ve iletişim becerilerinin gerçekleşmesi için yapılan öğretimin doğal iletişim olanakları kullanımı

(b) Öğretim olanaklarını yükseltmek için farklı ve ilginç malzemelerin birlikte kullanılması ve malzemelerin görülebileceği, ancak ulaşılamayacağı yerlere yerleştirilmesi gibi farklı bazı çevresel düzenlemelerinin hazırlanması

(c) Öğretimin sürecinde çocuğun o anki çevresinde olan olaylar ile ilgilendikleri şeyler üzerine yoğunlaştırılması

(d) İletişim girişimleri için doğal olmayan pekiştireçler yerine çocuğa kendi isteğini vermek gibi doğal sonuçların tercih edilmesi

Bu tür yaklaşımların özelliklerinden bir tanesi, yapılan davranışların doğal sonuçlarının öğretim alanında kullanılabilir olmasıdır. Doğal sonuçlar öğrencilerin davranışlarındaki sonucu ortaya çıkan olaylar olarak nitelenecektir. Mesela bir çocuk bir su istediğinde ona bir bardak su verilmesi onun susuzluğunu giderecektir. Böylelikle doğan olarak çocuk isteme davranışını göstermiş olacaktır.

Dil ve Konuşma alanında yapılan araştırmalar gereğince dil ve konuşma sorunu olan kişilerde doğal yollar ile yapılan yaklaşımların, diğer sağaltıcı yaklaşıma göre daha etkili ve olumlu olduğu belirtilmiştir.

Bunun nedenleri arasında;

(a) Doğal yaklaşımı anlayan ve kavrayan dil ve iletişim becerileri öğretim programlarının çocukların bulunduğu çevre faktöründe ve günlük aktivitelerinde kullanılabildiklerinden, kaynaştırma uygulamalarıyla uyum içinde olmalarıdır

(b) Öğretim, kişilerin doğal ortamlarında kazanımları ile gerçekleştirdiği için kazanılan becerilerin öğretimin yapıldığı alanlardan doğal ortamlara geçişleri ile ilgili sorunların en aza indirgenmiş alarak belirlenmesi

(c) Amaç için belirlenen öğrencinin eğitmenlerinin, ebeveynlerinin ve arkadaşlarının da dil ve iletişim öğretimi programlarına katılımlarını sağlaması

(d) Öğretim için seçilen hazırlıklar ve beceriler, öğrencinin letişim kurduğu doğal ortamlarda gerçekleşen becerilerle alakalı olduğu için (mesela, yiyecek isteme, nesne alma, sıra alma gibi) çocuklar için bu hazırlıklar işlevsel olarak görülür.

Doğal yaklaşımı tercih eden öğretim tekniklerinin esas hedefi, dil edinirken ve iletişim becerilerini kazanırken normal çocukların da kullandıkları süreçlerden faydalanmaktır. Dil ve iletişim becerileri için hazırlanan teknikler bu sahada konuşma sorunları olan çocuklara faydalı olmak içindir.

Bu nedenle, hazırlanmamış ve yapılandırılmamış alanlarda dil öğretiminin hedefleri arasında

(a) Öğretimi yapılan iletişim becerilerinin genellemesini desteklemek,

(b) Yeni dil yapılarının ve sözcük dağarcığının kazanımını desteklemek,

(c) Sözel kullanımların artışlarını desteklemek,

(d) Yetişkinlere veya arkadaşlarına, yaşıtlarına karşı sözel girişimlerini cesaretlendirmek,

(e) Sözel etkileşim süresindeki artışı desteklemek yer almaktadır

 

Doğal olarak bu yaklaşımı benimseyen öğretim teknikleri için otak bir özellik hazırlanışı çevrenin bu duruma uyarlanmasıdır. İzleyen bölüm olarak tabir edilen süreçte bu tekniklerin hazırlanışı bilgilerine yer verilmektedir.

daginik oda-min

ÇEVRESEL DÜZENLEME TEKNİKLERİ

Çevresel düzenlemeler doğal dil öğreniminde kullanılan bir özelliktir. Çocuklar için ilgi çekemeyecek objelerin veya çocukların ihtiyaçlarında kullanımını gerektirmeyen gereksinimlerini olumlu yönlendiren çevre, dil kullanımının teşviki için işlevsel bir özelliği olmayan çevredir. Dil eğitiminin yapılmakta olduğu ortamlarda çocukların dikkatini çekecek olan objeler ve olaylar oluşturulmalıdır. Hazırlanacak olan bu tür ortamlar, çocuk için doğal bir öğrenim görebilme ve bu şekilde iletişim araçlarını kullanma gereksinimlerini sağlayacaktır.

Dil kullanımını tetikleyici bir çevre

(a) Dili, öğrencilerin günlük aktivitelerinin bir parçası haline getirir,

(b) Ortamda ilgi çekici obje bulunması ve belirli aktivitelere yer verir,

(c) Eğitim alanında çocuğun dil kullanımını tetikleyecek ve öğrencilerin iletişimsel tepkilerine yanıt verebilecek yetişkin ve yaşıtlar bulunmasını sağlar,

(d) En azından bazı aktiviteler ve günlük etkinlikler esnasında, objelere ulaşım veya yardım alması ile dil kullanımı arasında bağlantılı bir ilişki kurulmasını hedeflenir.

Dil uzmanlarının çocukların dil kullanımını teşvik etmek için kullanabilecekleri 6 çevresel düzenleme tekniğinden oluştuğu bilinmektedir.

Bu teknikler,

(a) Çocuğun ilgisini çekebilecek araç-gereç sağlama,

(b) Kimi objeleri görülebilir; ancak, erişilemeyecek yerlere bırakma,

(c) Gereksinim duyulan veya istenilen objelerden az miktarda bulundurma,

(d) Tercih seçimi için elverişli haller oluşturma;

(e) Çocukların yardıma gereksinim duyacakları ortamlar hazırlanması

(f) Beklenmedik ortamlar ve durumlar hazırlamak. İzleyen bölümde bu tür bir çevresel düzenleme tekniğine ilişkin bilgiler yer verilmektedir.

A) İLGİ ÇEKİCİ ARAÇ-GEREÇ SAĞLAMA

Bulunduğu yerde, çocuğun eğlenceli olacak nesneleri ve aktiviteleri yer almalıdır. Çocuklar iletişim kurmak için genellikle ilgilerini cezbeden objeleri kullanırlar. Bu sebepten ötürü, bulunulan yerin ilgi çekiciliğini yükseltmek aynı zamanda dil öğrenimi ve dil kullanımı için teşvik ve tetikleyici bir etki yapacaktır. Dil kullanımını yükseltmek için hazırlanan nesneleri kullanırken, çocuğun durumu ve yaş seçenekleri göz önünde bulundurulmalıdır.

B) NESNEYE ERİŞEMEME

Kimi zaman ilgi çekici objeler çocuk tarafından görülebilir, ancak bu nesneler erişilemeyecek yerde olduğu zaman çocuğun bu konuda ki dil kullanımına vesile olmuş olur. Objeleri veya onun dikkatini çekecek oyuncakları raflara veya şeffaf plastik kaplar içine koyarak, grup etkinliği sırasında masanın uzak bir bölümüne yerleştirebilirsiniz. Çünkü uzanamayacakları yerde bulunan ojbeleri veya

C) SINIRLI MİKTARDA NESNE BULUNDURMA

Çocuk tarafından istenilen objelerin veya aktivitelerin ortam içinde az yada küçük bir miktar bulunması, çevrenin dil kullanımını etkileyecektir. Bu onu desteklemek için bir yol olarak görülebilir. Mesela çocuk, sevdiğin bir aktiviteyi yaparken, eğitici çocukların sadece bir kısmına erişmesine imkan tanır. Bu şekilde çocuk başlangıç olarak verilen ilgi çekici nesnenin devam için daha fazla isteme duygusuna hakim olur. Bu anlamda dil eğitici çocukların isteme şekillerinden yola çıkarak, dil yapı modellerini farklı bir şekilde onlara sunar, Sunulan bu tepkimeye karşı çocuk farklı bir şekilde dil kullanımı yapısını oluşturur. Bir nevi iletişim başlar.

D) SEÇİM YAPMA

Öğrencilerin dil eğitimleri esnasında veya yapılan aktivitelerde kullanılmakta olan araç ve gerekler çocukların seçim yapabileceği iki veya daha çok fazla seçenekte sunulabilir. Mesela çocukların dil gelişimindeki cesaretlendirme seçenekler ile uygunlaştırılabilir. Sözsüz olarak sunulan karton kutuyu açma eyleminde, iki değişik alet ile iki ayrı elde kaldırılıp çocuklara gösterilebilir. Çocukların kutuyu açmak için kullanacakları materyal onların seçimlerine bırakılmalıdır. Ancak verilen objelerin kutuyu açmakta kullanılan araçlar olmasına dikkat edilmesi gerekir.

E) YARDIM İSTEME

Çocuklar bir aktiviteyi yaparken veya bir etkinlik yaparken yardım isteyebilme durumlarının hazırlatılması gibi eylemlerde bulunmak. Çocuğun bu esnada yardım istemesinden dolayı iletişim kurması sağlanabilir. Mesela sevilen bir yiyeceğin paketini açmak zor gelir. Bu sebepçe çocuk size sözlü olarak “ aç” veya “yardım et” gibi terimleri kullanarak iletişim tetiklemesi sağlanmaktadır.

F) BEKLENMEDİK DURUMLAR YARATMA

Normal bir aktivite içinde veya etkinlikte çocukların beklenmedik durumlardaki tepkilerini görmek ve onları bu konudaki teşvikler ile iletişime yönlendirmek de yapılan uygulamalardandır. Öğrenciler hep aynı sıra ile oluşan problemlerde yapacakları işlemleri daha çabuk öğrenirler. Alışa geldik sıralamanın devam etmesini beklerler. Ancak farklı bir şekilde gelişen olaylar karşısında ne yapacağını bilemeyen çocuk, iletişim kurmak ihtiyacı duyabilir. Bu gibi durumların kurgulanarak uygulanması onları tetikleyecek bir uygulama olabilir. Mesela toplu bir şekilde otururken bir oyuncak arabanın eğitici tarafından kurulması ve masanın altından birden çıkması, şaşkınlık ortaya çıkartacaktır. Bu şekilde eğitmen arabayı eline alarak bir arabaya bir çocuklara bakış atar. Bu konu hakkında yorum yapmalarını ister. Çocuklar bu durumda tepki vermeleri gereken yerde tepkisiz kalırlar ise eğitmen onları bir şekilde yönlendirir. Bu tekniğin uygulanması, çocuğun kişisel becerisine veya ilgisinin farklı bir şekilde gelişmesine göre rutin olarak olaylar karşısında verdiği tepkiler ölçüldükten sonra yapılmalıdır.

Çevresel düzenleme teknikleri, her çocuk çevreye tepki verme ve bilişsel tepki düzeyine göre hazırlanmalıdır. Çevresel düzenlemeler iletişimi başlatmak için söz kullanılmadan yapılan uyaranlar sağlarlar. Bu yapılan hazırlıklar sayesinde yeni elde edinilen kişisel beceriler daha spontane bir şekilde çocukların kullanılmalarına yardımcı olacaktır. Fakat, çevresel düzenleme tekniklerine yardımcı olan sözsüz uyaranlar, ilerleyen zaman içinde azaltılmalıdır. Planlanan kurgulamalar ile çocuğun daha az ortam içinde bulunan ilgi çekici nesnelere daha çok tepki vermelerinin önü açılması gerekir.

Eğiticilerin veya diğer kişilerin, çevresel düzenlemeler neticesinde ortaya çıkacak olan iletişim denemelerine ne denli cevap verdikleri son derece önemli bir konudur. Tepki olarak hemen ilgi göstermek, duruma karşılık vermek ve ilgi çeken nesneyi veya yardım gerektiren olumlu cevap ile birliktelik sağlamak, iletişim denemelerini daha fazla yükseltmek açısından son derece önemli bir konu olacaktır.

dogal dil öğretimi

DOĞAL DİL ÖĞRETİM TEKNİKLERİ

Çocuklarda ve yetişkinlerde doğal dil öğretim teknikleri, dil ve iletişim becerilerinin geliştirilmesinde doğal alanların ve bu doğal olanların gerçekleşen etkinliklerini kullanıldığı yapılandırılmış teknikler olarak nitelendirilmektedir. Kapsam olarak genişletilecek olur ise; bireylerin içinde bulundukları ortam ve işlev gördüğü mekânlardır. Doğal alanlar için okul, ev, park, alışveriş gibi mekânlar örnek gösterilebilir. Etkinlikler ise doğan alanların gereğini yerine getirmesi gereken eylemlerden oluşmalıdır. Örneğin; Alışveriş yapmak için marketi kullanmak, yemek yemek için lokantaya gitmek gibi.

Doğal dil öğretim teknikleri, fırsat öğretimi, bekleme süreli öğretim ve tepki isteme modeli gibi eğitim tekniklerinin birleşimidir. İzleyen bölümünde doğal dil öğretim tekniklerine ait özel bilgiler yer verilmiştir.

1. FIRSAT ÖĞRETİMİ

Sistematik bir hale getirilen, tesadüfi öğretimde, doğal yollardan gerçekleşen, çocuk ve yetişkin etkileşimlerinde dil ve iletişim becerilerini geliştirmek veya çocuğun edinmekte olduğu dil becerilerini kullanma fırsatının verilmesidir.

Teknik birkaç öğeden oluşmaktadır:

(a) Yetişkin, öğrencinin herhangi bir objeyi istemesini veya kendisinden yardım isteyerek etkileşimi başlatacağı anı kollamaktadır.

(b) Öğrencinin yaş ve becerisine bağlı olarak, yapılacak isteme davranışı sözel veya sözel olmayan (mesela; işaret etme, ağlama veya söyleme) şekillerde kullanılabilmektedir.

(c) Öğrencinin etkileşimi başlattıktan sonra, yetişkin “Ne istiyorsun?” gibi sözel ifadeler kullanarak, çocuğun başlattığı konuyu genişletmesini sağlamaya çalışmaktadır.

(d) Kimi durumlarda yetişkin öğrenciye model olacak şekilde uygun sözel ifadeleri kullanmaktadır.

(e) Öğrenci uygun bir düzeltme yapmazsa, yetişkin uygun iletişim tepkisi için öğrenciye belirli ipuçları vermektedir (örneğin, sorgulayan bir bakış veya sözel bir ipucu gibi).

(f) Öğrencinin dağarcığında söz konusu uygun iletişim tepkisi yoksa veya ipucuna rağmen doğru tepkiyi veremiyor ise, yetişkin öğrenciden uygun tepkiyi taklit etmesini istemektedir.

(g) Uygun iletişim tepkisi alındıktan sonra, yetişkin tepkinin doğruluğunu çocuğa onaylamalıdır ve öğrencinin istediği her neyse onu vermektedir.

2. BEKLEME SÜRELİ ÖĞRETİM

İsmi üstünde olan bekleme süreli öğretim, çocukların çok daha fazla sözel dil kullanmalarını teşvik ve tetiklemek için iletişim kurmalarının fırsatlarını taklit ettirmek yerine, doğal ipuçlarına verilecek tepkimeler ile çocuğun iletişim kurma fırsatının tanınmasıdır. Farklı bir deyiş ile, öğrencinin hazırlandıkları role cevap verenden, iletişini başlatan kişiye dönüştürme süresidir.

Öğretim tekniği birkaç basamaktan oluşmaktadır.

(a) Eğitimin gerçekleştirileceği ortam, dil ve iletişim olanağı yaratma için düzenlenmektedir (örneğin, sevilen bir oyuncak öğrencinin yetişemeyeceği bir yere konur).

(b) Yetişkin herhangi bir sözel ifade kullanmamaktadır; ancak, öğrenciye yaklaşık bir metre kadar yaklaşmaktadır.

(c) Öğrenci yetişkine baktığında yetişkin iletişimi başlatmamaktadır; fakat bir şeyler bekliyormuş gibi çocuğa bakmaktadır.

(d) Öğrenci hiçbir şey söylemezse yetişkin bağlama uygun iletişim tepkisini göstermektedir.

(e) Gerekiyorsa yetişkin modeli tekrar etmektedir ve her bir tekrarda öğrencinin tepki vermesi için biraz daha beklemektedir.

(f) Devam eden bu süreçte, öğrenci iletişimi başlattığında yetişkin istediği her neyse onu vermektedir.

Bekleme süreli eğitimlerde, öğrenci bağlama uygun alacak şekilde hazırlanan iletişim tepkisinin ne olduğun kavramakta ve daha farklı model sunulmadan kendisince uygun olan tepkiyi göstermektedir. Öğrenci daha sonra doğal ortamlarda ortaya çıkacak olan belirli ipuçlarından bir bekleme pozisyonu olmadan tepki vermeyi öğrenecektir.

3. TEPKİ İSTEME MODELİ

Tepki isteme modeli, daha önce bahsettiğimiz fırsat öğreniminin farklı bir uyarlamasıdır. Tepki isteme modeli, sınıf ortamlarında genel bir uygulama sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. Tepki isteme modeli uygulaması, yetişkinlerin hazırladıkları modellere göre çocuklardan tepki istemeleri sistemine dayalı bir uygulamadır. Bu tepki isteme modeli öğrencilerin en az yardımla doğru tepkileri vermesine yardımcı olmaktadır.

Tepki isteme modeli, her ne kadar fırsat öğretimden uyarlanarak hazırlansa da, yine de farklılık gösteren bazı tekniklere göre hazırlanmıştır. Yetişkinler öğrencilerin herhangi bir konu seçerek iletişime başlatmasını beklemesi gerekmez. Tepki isteme modeli en fazla yetişkinlerin iletişimi başlattığı bir model olarak seçilmektedir. Bu öğretim ne kadar çok sıklıkla etkileşim yapar ise kısa zamanda olumlu etkiler sağlamaktadır.

Tepki isteme modelinin kullanıldığı çalışmaların amaçları;

(a) Sözlü iletişimi başlatmak için yetişkin ve çocuk birliktelik kurarak bir ilgi alanı seçmelidir.

(b) Çocuklara söz alma becerilerini öğretme ve geliştirme

(c) Çocuklara sözlü rica veya konuşma hakkında bilgi sağlamanın eğitimi

(d) Çocuklara çeşitli yetişkin tepkilerine yanıt vermeyi öğretme

Tepki isteme süreci sistematik bir hale getirilerek doğal olarak gerçekleşen etkileşimlerin değerlendirilmesidir.

Bu süreç aşağıdaki şekilde basamaklara ayrılmıştır;

(a) Eğitmenler öğrencinin oynamak isteyeceği çeşitli ilgi çekici nesneleri sağlayarak öğrencinin dikkatini çekerler.

(b) Öğrenci bir nesne ile ilgilenirse veya yakınlaşırsa “bunun ne olduğunu söyler misin?”, “Ne istediğini söyler misin?” gibi sorular sorarak cevap ister. Çocuğun doğru tepkisi anında ödüllendirilir ve oyuncak elde bulundurulduğu durumlarda öğrencinin oyuncağa ulaşmasına izin verilir.

(c) Öğrenci tepki vermezse veya yanlış bir tepki verirse, eğitmen öğrencinin taklit etmesi için model olur. Eğitmen bu basamakta çocuğun hangi tepkiyi göstermesini bekliyorsa, o tepkiye ilişkin “Tam cümle söyle” gibi yönlendirme de yapabilir. Yönlendirme sadece çocuğun yanlış bir tepki vermesinde yapılmalıdır.

(d) Bir istek ya da modele karşı verilen doğru tepki anında ödüllendirilir. Öğrencinin uygun tepkileriyle birlikte taklitleri de pekiştirilir. Tepki isteme modelinin kullanıldığı bir eğitim oturumuna ilişkin bir örnek verelim;

Eğitmen, sulu boya, pastel boya, yapıştırıcı ve kâğıdı masanın üstüne koyarak hazır bulundurur. Öğrenci tercih ettiği ve ilgisi olan her etkinlik için gerekli malzemeler görülecek şekilde basa üzerine konulur. Etkinliklerde kullanılan nesneler ve etkinliğin aşamaları mümkün olduğunca belirgin, çarpıcı olacak şekilde kurgulanmalıdır. Böylece öğrencinin etkinliğe katılma olasılığı artacaktır. Öğrenci boyama etkinliğiyle ilgilendiğinde, eğitmen “bana ne istediğini söyle” der. Öğrenci eğitmenine istediği materyali söyler ya da hedef iletişim biçimini sergilerse, eğitmen öğrencinin istediği materyali uzatarak, öğrencinin sergilediği iletişim biçimini pekiştirir. Öğrenci eğitmenin istediği yöne dikkatini yönlendirmeyi ve oturmayı reddederse, eğitmen nazikçe öğrencinin elini tutar ve masadan kalkmasını engeller. Öğrenci sözel tepki vermezse ya da göz kontağı kurmazsa, eğitmen öğrencinin çenesinden tutarak yüzünü kendine doğru yavaşça çevirir. Eğitmen bu şekilde öğrencinin reddedemeyeceği etkinliğe ulaşmasını sağlamaya çalışır. Böylece, öğrenci zaman içinde, rutini bir kez öğrendiğinde (Mesela, öğrencinin resim yapma etkinliği ile ilgilenmesi ve eğitmenin “bana ne istediğini söyle” demesi gibi), eğitmen bu aşamada dili geliştirmek için soru sormaya başlayabilir. Örneğin, öğretim amacı, öğrencinin tam cümle söylemesi ise, eğitmen “tam cümle söyle” diyerek yönlendirme yapabilir. Öğrenci bu yönlendirmenin anlamını henüz öğrenememişse, eğitmen hemen hedef iletişim biçimi için “resim yapmak istiyorum” diyerek model olur.

Verilen örnekte anlatıldığı gibi, tepki isteme modellerinin birçoğu doğal zeminlerden ortaya çıkacak olan gerçek sorular ve sorunlardan oluşmaktadır. Bu sorular ve sorunların, çocukların tercihlerini belirlemesinde ve çevre üzerinde bir hâkimiyet kurmalarını sağlar. Ayrıca, bu anlatıma ek olarak; Tepki isteme modelinde, ortak ilgi oluşturma eğitici tarafından sağlanır. Eğitici bu durumlara çocuğun odaklanması için gerekli iletişimi başlatır ve onun dikkatini toplar. Öğrenci bu durumda izler ve ilgi çekici ortak nokta bulduğunda iletişim kurar. Bu sebeple öğrencinin davranışları eğiticinin sunduğu uyaranlar kontrolü ile gerçekleştiği ve öğrencinin sadece eğitmenin katılımı ile sağladığı sözel iletişim ortaya çıkacaktır.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here