Bağırsak ve Psikoloji Sendromu (GAP Sendromu veya GAPS)

0
1384

Bağırsak ve Psikoloji Sendromu (GAP Sendromu veya GAPS)

Pek fazla insan otizmli bir çocuğun ebeveyni olmayı tercih etmezdi. Ama artık modern dünyada bu çok daha fazla kişinin başına geliyor. Dünyada göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir otizm salgını var. Eğer bu bir ebeveyn olarak sizde  muhtemel bir rahatsızlık oluşturuyorsa, emin olun yalnız değilsiniz! Bir çok aile, doktorlarının çocukları için otizm teşhisini koyduğu o travmatik anı ve  yapılabilecek  bir şey olmadığını söylediğini çok net hatırlar. Ben bir doktor olarak şunu söyleyebilirim ki doktorunuz yanılıyor, yapılabilecek çok şey var. Hatta daha da ileri gidip sizin bu duruma kendinizi ne kadar adadığınız ve şartlarınıza bağlı olarak, çocuğunuzu normale olabildiğince yakın hale getirme şansınız olduğunu söyleyebilirim.  Dünya çapında yüzlerce otizmli çocuk tam anlamıyla tedavi edildi, eğitim aldı ve normal yaşıtlarının gelişiminden ayırt edilemeyecek hale geldi. Benim oğluma 3 yaşındayken ağır otizm teşhisi kondu. Şu anda 12 yaşında, tamamen iyileşti ve normal bir hayat sürüyor. İngiltere Cambridge’deki kliniğimde yüzlerce otizmli çocukla ve yetişkinle çalıştım. Otizmle kişisel ve profesyonel olarak ilgileniyor olmam, bu bozukluğu efektif bir biçimde tedavi etme konusundaki en önemli eğitimim oldu.

Otizmi tedavi etmek kolay bir görev değildir. Yıllarca süren adanmışlık ve sürekli gayret gerektirir. Ama ebeveyn olarak ben sizlere şunu söyleyebilirim ki bu dünyada karşılığı en büyük olan tecrübedir! “Bağırsak ve Psikolji Sendromu: Otizm, Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, Disleksi, Dispraksiya, Depresyon ve Şizofreni’nin Doğal Tedavisi” adlı kitabımda otizmli bir çocuğun en uygun tedavisinin ne olması gerektiğini düşündüğümü sizlerle paylaştım.

Peki, klinikte gördüğüm tipik senaryo nedir?

Hastayı incelemeden önce, ailesin sağlık geçmişine bakmak çok önemlidir. Ebeveynler söz konusu olunca insanlar hemen genetik konusunda düşünmeye başlar. Fakat, genetikten ayrı olarak aileden, özellikle anneden çocuğa geçen çok önemli bir şey vardır ki, bu da kendine özgü bağırsak mikro florasıdır.

Ortalama bir  yetişkinin bağırsaklarında 2 kg bakteri taşıdığını çok az insan bilir. Bu mikrobiyal kütlenin içinde tüm vücuttakinden daha fazla hücre vardır. Bu çok iyi organize olmuş bir mikro dünyadır ve bu dünyada bazı tür bakteriler bizi fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı tutmak için üstünlük kurmak zorundadır. Sağlığımızdaki rolleri öyle büyüktür ki, onları asla kolayca göz ardı edemeyiz. Çocukların bağırsak florası hakkında daha sonra konuşacağız. Ama şimdi çocuğun bağırsak florasının kaynağı hakkında konuşalım – yani ebeveynlerinden.

Otizmli yüzlerce çocuk ve yetişkinle çalıştıktan sonra çocukların anneleri ile ilgili tipik bir sağlık sorununun var olduğunu gördüm.

Tipik bir anne bebekliğinde muhtemelen yeterince anne sütü  alamamıştı çünkü  bu anne emzirmenin modasının geçtiği 60larda veya70lerde doğmuştu. Bu neden önemli? Çünkü biberon mamasıyla beslenen bebeklerin anne sütüyle beslene bebeklere göre tamamen farklı bir bağırsak florası geliştirdiği çok iyi biliniyor. Biberon mamasıyla beslenen ve bağırsak florası tehlikeye düşmüş bir bebek sonradan bir çok sağlık problemiyle karşılaşır. Başlangıçta tehlikeye düşmüş bir bağırsak florası edinmekten dolayı tipik bir modern anne çocukluğunda birkaç defa antibiyotik kullanmış ve genç yaşlarında çeşitli enfeksiyonlara maruz kalmıştır. Antibiyotiklerin bağırsak florasında ciddi zaralara sebep olduğu çok iyi bilinen bir gerçektir, çünkü antibiyotikler bağırsaklardaki faydalı bakterin izlerini siler atar. 16 yaşında hatta bazen daha önce anne doğum kontrol ilaçlarına başlar. Birkaç yıl bu ilaçları aldıktan sonra da aile sahibi olur. Doğum kontrol haplarının bağırsaklardaki faydalı bakteriler üzerinde korkunç etkileri vardır. Faydalı bakterilerin en önemli fonksiyonlarından birisi bilim dünyasının bilgisi dahilinde olan  500 kadar farklı patojen (zararlı) ve çıkarcı mikrobu kontrol etmesidir. Faydalı bakteriler zarar görünce durumdan faydalanan  çıkarcı mikroplar çoğalarak  büyük koloni sayılarına ulaşmak ve sindirim sisteminde daha fazla yer işgal etmek üzere özel bir fırsat yakalarlar. Modern bir annenin çocukluğunda tipik bir diyetini oluşturan fast food ve işlenmiş gıdalar bu zararlı patojenlerin beslenmesi için mükemmel bir ortam yaratır. Bu faktörlerin bir sonucu olarak modern bir anne çocuk sahibi olmadan önce bağırsak florasını çoktan tehlikeye atmıştır. Ve gerçekten de Bağırsak Disbiosisinin ( anormal bağırsak florası) klinik belirtileri otizmli veya diğer nörolojik – psikiyatrik durumu bulunan çocuklara sahip olan annelerin hemen hemen 100% ünde görülmektedir.

Ama neden annenin bağırsak florası hakkında konuşuyoruz? Çünkü her bebek steril bir bağırsakla doğar. Doğumdan 20 gün sonrasında bebeğin tertemiz bağırsak iç yüzeyi bir mikrop karışımı tarafından doldurulur. Çocuğun geri kalan hayatı boyunca sağlığını inanılmaz ölçüde etkileyecek olan bağırsak florası oluşmuş olur. Bu bağırsak florası nereden gelir? Asıl olarak anneden gelir. Yani, anne nasıl bir floraya sahipse yeni doğan çocuğuna o florayı geçirir.

Bağırsak florası çoğunlukla hakkında fazla düşünmediğimiz bir şeydir. Buna rağmen bağırsak floramız o kadar hayati önemde fonksiyonlara sahiptir ki bir gün  sindirim sistemimiz tertemiz hale getirilse hayatta bile kalamayız.

Vücudun beslenmesinde hayati bir rol oynamanın yanı sıra, bağırsaktaki faydali bakteriler sindirim sisteminin ev sahibi gibi davranırlar. Bağırsağın tüm iç yüzeyini kaplar ve antibakteriyel, antiviral ve antifungal maddeler üreterek istilacılara  ve toksinlere karşı  doğal bir bariyer oluşturur. Aynı zamanda bağırsak yüzeyine besin sağlar. Yani, bağırsak florası normal değilken sindirim sisteminin sağlıklı olması beklenmemelidir. Gerçekten de bir çok otizm spektrum bozukluğu hastası sindirim sistemi problemlerine de sahiptir. Çoğu vakada bir çok aile için sindirim sistemi problemleri ilk  planda konuşulacak kadar ciddidir. Bazı durumlarda bu kadar ciddi olmaz fakat direkt olarak sorulduğunda ebeveynler çocuklarının ogüne kadar hiç normal dışkısının olmadığını, çocuklarının bebekken kolik olduklarını, mide ağrısı çektiklerini ve gaz problemi yaşadıklarını anlatırlar. Çocukların gastroenterologlarca muayene edildiği bu vakalarda taşma sendromu (over-spill syndrome) ve dışkının bağırsakta katılaşması sendromu gibi durumların yanı sıra bağırsaklarda iltihap tespit edilmiştir. Bu konudaki en son araştırma Londra’daki Royal Fee Hastanesinde Dr. Andrew Wakefield ve takımı  tarafından yapılmıştır. Bağırsaklarında iltihabi durum tespit ettikleri otizmli çocukları Otistik Enterekolit olarak adlandırdılar. 

İyi işleyen bir bağırsak florası  bağışıklık sistemimizin sağ eli gibidir. Bir bebek henüz olgunlaşmamış bir bağışıklık sistemiyle doğar. Hayatın ilk günlerinde oluşacak olan sağlıklı bir bağırsak florası, bağışıklık sisteminin uygun şekilde olgunlaşması için kritik önem taşır.  Eğer bebek uygun bir bağırsak florası sahibi olamazsa bebeğin  bağışıklık sistemi risk altında demektir. Bu durum bebeğin  ileride bir çok antibiyotik tedavisi alacağı anlamına gelir ki bu antibiyotik tedavileri çocuğun bağırsak florasını ve bağışıklık sistemini daha da zayıf hale getirecektir. Aynı zamanda çocuğa hayatının ilk 2 yılında bir çok aşı yapılır. Bağışıklık sistemi zayıflamış ve risk altında olan bir çocuk, yapıldığı aşılara da beklendiği şekilde cevap veremeyecektir. Bu çocuklardaki bir çok vakada aşılar, çocuklardaki bağışıklık sistemi hasarını derinleştirir, otoimmün problemlere ve kronik- ısrarcı viral enfeksiyonlara kaynak oluşturur.

Yani hakkında konuştuğumuz otizmli çocuklar daha en baştan normal bir bağırsak florası geliştirememiş, hatta bu çocukların bağırsak floraları sonradan da kullanılan antibiyotikler ve yapılan aşılar yüzünden daha da zayıflamıştır. Sonuçta, sindirim sistemi problemleri, allerji, astım ve egzama bu çocukların ortak problemidir. Fakat bunlardan ayrı olarak çocuk ve yetişkin otizmli bireylerde daha kötü bir şey olur. Yararlı bakterilerin kontrolü altında olmayan sindirim yolu kendilerine üremek için çok uygun bir ortam bulan bir çok değişik fırsatçı ve patojenik bakteri, virüs ve mantar tarafından istila edilir. Bu patojenik mikroplar gıdaları kendi yöntemlerince sindirip sonuçta ortaya çeşitli toksik maddeler çıkartır ve bu zehirli maddeler emilerek kan dolaşımına karışır ve taşınarak    kan-beyin bariyerini aşar. Bağırsak florasındaki faydalı bakterilerin sayılarındaki büyük azalmaya veya yokluğuna bağlı olarak, çocuğun sindirim sistemi beslenmenin kaynağı olmak yerine vücudun zehirlenmesine kaynaklık etmeye başlar.

“Bağırsak ve Psikolji Sendromu: Otizm, Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, Disleksi, Dispraksiya, Depresyon ve Şizofreni’nin Doğal Tedavisi” adlı kitabımda otizmli çocuklarda hangi toksinlerin tespit edildiği ve bu toksinlerin çocukların ve yetişkinlerin otizme yakalanmasında nasıl etkili oldukları konusuna detaylıca bakacağız. Çocuğun sindirim kanalında bulunan anormal mikrobiyal kütle tarafından üretilen bu toksinler bağırsak ve beyin arasında bir link kuruyor. Bu yüzden ben bu duruma Bağırsak ve Psikolji Sendromu (Gut And Psychology Syndrome –GAP Syndrome)ô adını verdim. GAP sendromlu hastalar boşluğa düşüyorlar, sahip olunan medikal bilginin eksikliğinden kaynaklanan boşluğa. (GAP ingilizcede aynı zamanda “Boşluk” anlamına gelmektedir.) bunun sonucu olarak da uygun bir tedavi alamıyorlar.

GAPS hakkındaki bu kitap bir sesli beslenme protokolü (sound nutritional protocol) kullanarak otizmin nasıl geliştiği ve nasıl tedavi edileceği açıklamaktadır. Tedavi  tamamen doğaldır ve evde uygulanabilir. Bu kitap kullanımı kolay, çok kapsamlı tarifler bölümünün olduğu ve kolay anlaşılır bir dille yazılmış bir kitaptır. Bilgi güçtür! Bu kitap ebeveynlere çocuklarına yardım edebilecekleri gücü vermektedir.

Dr. Natasha Campbell-McBride, MD

Cambridge, England

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here